Korveon

Incoterms 2020 Rehberi: Teslim Şartı Seçimi, Sorumluluk Transferi ve Maliyet Dağılımı

On bir Incoterm kuralının pratik anlamı, 2010'dan 2020'ye değişiklikler, mod kısıtlamaları, risk ve maliyet transfer noktaları ile Türk ihracatçısının dikkat etmesi gereken hususlar tek rehberde.

9 dk okuma·

Bir ihracat sözleşmesinin imzasından önce belirlenen en kritik üç maddeden biri teslim şartıdır. Mal bedeli, ödeme koşulu ve teslim şartı — bu üçü, sözleşmenin operasyonel iskeletini oluşturur. Teslim şartının doğru belirlenmesi, sevkiyatın hangi noktada satıcıdan alıcıya devredileceğini, taşıma masraflarının kimin üzerinde kalacağını, sigortanın hangi tarafın yükümlülüğünde olduğunu ve gümrük süreçlerinin kim tarafından yürütüleceğini tanımlar. Sahada en sık karşılaşılan hatalar, bu seçimin operasyonel sonuçlarını yeterince hesaplamadan yapılmasından doğar.

Uluslararası Ticaret Odası'nın (ICC) yayımladığı Incoterms 2020 kuralları, dünya genelinde dış ticaret işlemlerinin standart referansıdır. Şu an yürürlükteki sürüm, 1 Ocak 2020 tarihinde yürürlüğe giren bu çerçevedir; bir önceki revizyon olan Incoterms 2010'dan önemli farklılıklar içerir. Bu rehber, on bir kuralın pratik anlamını, en sık karıştırılan noktaları ve Türk ihracatçısının özellikle dikkat etmesi gereken hususları ele alıyor.

Incoterm Karşılaştırıcı — Korveon arayüzü, on bir kural paralel hesaplama

Incoterms 2020'nin Yapısı ve 2010'dan Farkları

On bir kural, satıcıdan alıcıya doğru artan sorumluluk yoğunluğuyla sıralanır. EXW (Ex Works) en az satıcı sorumluluğunu içerir; satıcı malı kendi tesisinde hazır eder, sonraki tüm operasyonlar alıcının yükümlülüğündedir. Diğer uçta DDP (Delivered Duty Paid) bulunur: satıcı, alıcı ülkesindeki ithalat gümrüğü, KDV ödemesi ve yerel teslim dahil her şeyi üstlenir. Bu iki uç arasında dokuz farklı kural, sorumluluk dağılımının ara noktalarını tanımlar.

Kurallar dört aileye ayrılır. E grubunda yalnızca EXW yer alır. F grubu (FCA, FAS, FOB) satıcının ana taşıma maliyetini üstlenmediği, alıcının ana taşımayı düzenlediği kurallardır. C grubu (CFR, CIF, CPT, CIP) satıcının ana taşımayı ödediği ama riskin yüklemede alıcıya geçtiği kurallardır. D grubu (DAP, DPU, DDP) satıcının varış yerine kadar tüm riski üstlendiği kurallardır.

Incoterms 2010'dan 2020'ye geçişte üç önemli değişiklik yapıldı. Birincisi, DAT (Delivered at Terminal) kuralı DPU (Delivered at Place Unloaded) olarak yeniden adlandırıldı. Bu, sadece bir isim değişikliği değildir: "terminal" ifadesi, teslim noktasının yalnızca liman veya havaalanı gibi resmi terminallere bağlı kalması gibi yanlış bir algı yaratıyordu. DPU adlandırması, teslimin fabrika, depo, açık alan veya başka herhangi bir lojistik sahada yapılabileceğini vurguluyor.

İkincisi, FCA kuralında konşimento düzenlemesi pratik bir esnekliğe kavuştu. Yeni düzenlemeyle, alıcı taşıma sözleşmesi yaptığı taşıyıcıdan "on board" konşimentonun satıcıya verilmesini talep edebiliyor. Bu, akreditifli ödeme süreçlerinde uzun süre devam eden bir sorunu çözüyor; akreditif şartı olarak "on board B/L" istenen sevkiyatlarda FCA kullanılabiliyor.

Üçüncü ve operasyonel açıdan en kritik değişiklik, CIF ile CIP arasında sigorta kapsamının ayrıştırılmasıdır. 2010 sürümünde her iki kural altında satıcı asgari kapsam sigorta düzenlemekle yükümlüydü. 2020 ile birlikte CIF'in varsayılan sigorta kapsamı Institute Cargo Clauses (C) — yani asgari kapsam — olarak kaldı, ancak CIP'in varsayılan sigortası Institute Cargo Clauses (A), yani tüm riskler kapsamı olarak yükseltildi. Bu fark, konteyner taşımacılığında özellikle önem taşır.

Mod Kısıtlamaları: Hangi Kural Hangi Taşımada Geçerli

On bir kuralın yedisi tüm taşıma modlarında kullanılabilir: EXW, FCA, CPT, CIP, DAP, DPU ve DDP. Geri kalan dördü — FAS, FOB, CFR ve CIF — yalnızca denizyolu veya iç su yolu taşımacılığında geçerlidir. Bu ayrım, kuralların geliştiği tarihsel bağlamla ilgilidir: FOB, CIF gibi kurallar gemi bordasındaki yüklemeyi referans alır; bir uçağın veya kamyonun yanında benzer bir fiziksel teslim noktası yoktur.

Karayolu modu — CMR sigortası ve mod özelindeki maliyet kalemleri

Sahada bu ayrım sıkça gözden kaçırılır. Avrupa Birliği'ne karayoluyla mobilya gönderen bir Türk üreticisi sözleşmede FOB ifadesini kullanır; oysa karayolu sevkiyatında FOB tanımsızdır. Hatalı kullanım hem hukuki belirsizlik yaratır hem de sözleşme yorumunda taraflar arası anlaşmazlık riskini artırır. Çok modlu taşıma için doğru tercih FCA, CPT, CIP veya D grubundaki kurallardır.

Risk Transfer Noktası ile Maliyet Transfer Noktası Farkı

Sahada en çok karıştırılan kavramlardan biri budur. Bazı kurallarda risk transferi ile maliyet transferi aynı noktada gerçekleşir; bazılarında farklı noktalardadır. EXW'de hem risk hem maliyet satıcının tesisinde alıcıya geçer; FOB'da hem risk hem maliyet gemi bordasındaki yüklemede transfer olur. Bu sade durumların yanında, C grubu kurallarda iki nokta birbirinden ayrılır.

CFR ve CIF'i ele alalım. Bu iki kuralda satıcı, varış limanına kadar olan navlunu öder; yani maliyet transferi varış limanında gerçekleşir. Ancak risk, yüklemenin gemiye yapıldığı anda — yani çıkış limanında — alıcıya geçer. Sevkiyat sırasında bir kaza olursa veya yük zarar görürse, maliyetler satıcı tarafından yatırılmış olsa bile zarar alıcının üzerindedir. CFR'de sigorta zorunluluğu yoktur; CIF'te zorunludur ama asgari kapsam yeterlidir.

CPT ve CIP'te benzer bir ayrılma vardır. Satıcı varış noktasına kadar taşıma masrafını üstlenir, ama risk ilk taşıyıcıya teslim anında alıcıya geçer. Bu çerçeve özellikle çok modlu sevkiyatlarda karmaşıklaşır: ilk taşıyıcı satıcı ülkesinden malı alan kamyoncu olabilir, oysa varış yeri okyanus ötesi bir liman olabilir. Risk arada uzun bir taşıma zinciri boyunca alıcının üzerindedir; alıcının kendi sigortasını yapmaması durumunda boşluk doğar.

Bu nedenle ICC, alıcı tarafına CIP veya en azından CIF tercih edilmesini önerir. CPT'de risk erken transfer olur ve sigorta zorunluluğu yoktur; alıcı bu boşluğu kapatmak için kendi sigortasını ek masrafla yapmak zorundadır.

FOB Tartışması ve Konteyner Sevkiyatlarındaki Yanlış Pratik

Türk ihracatçısının uzun yıllar yerleşmiş bir alışkanlığı, deniz yolu sevkiyatlarında varsayılan olarak FOB kullanmaktır. FOB'un avantajı net görünür: satıcı malı gemiye yükler, sonrası alıcının sorumluluğudur. Sözleşme metni kısa, hesap basittir.

Sorun, modern konteyner taşımacılığının FOB tanımlarıyla uyuşmamasıdır. FOB'da risk gemi bordasındaki yüklemede alıcıya geçer. Konteyner sevkiyatında ise yük, gemiye yüklenmeden günler önce konteyner terminaline teslim edilir; bu noktada satıcı hâlâ risk altındadır ancak operasyonel olarak yükün üzerinde fiziki bir kontrolü kalmamıştır. Terminal sahasında, vinç işlemleri sırasında veya yükleme bekleme süresinde yük zarar görürse, sorumluluk satıcının üzerindedir. Bu süre bazen iki haftaya kadar uzayabilir.

ICC, konteyner sevkiyatlarında FOB yerine FCA kullanılmasını öneriyor. FCA'da risk, yük taşıyıcıya teslim edildiğinde — yani konteyner terminaline bırakıldığında — alıcıya geçer. Bu, modern operasyonun gerçek durumuyla uyumludur. Aynı mantıkla CIF yerine CIP, CFR yerine CPT tercih edilmelidir. Türk ihracat ekosisteminde bu öneri henüz tam yerleşmemiş olsa da, uluslararası uygulamada giderek standart hale geliyor.

EXW ve DDP: İki Ucun Riskleri

EXW ve DDP, kurallar yelpazesinin iki ucudur ve her ikisi de — farklı sebeplerle — KOBİ ihracatçısı için sorunlu olabilir.

EXW'de satıcı, malı kendi tesisinde alıcıya teslim eder. Sonraki tüm işlemler — ihracat gümrük beyannamesi, taşıma, sigorta, ithalat süreci — alıcının yükümlülüğündedir. Bu, kâğıt üzerinde satıcı için ideal görünür: sorumluluk asgari, maliyet asgari. Pratikte ise sorun ihracat gümrük tarafındadır. Türk gümrük mevzuatı, ihracat beyannamesinin satıcı (gönderici) adına düzenlenmesini gerektirir. Yabancı bir alıcının Türk gümrüğünde ihracat işlemi yürütmesi pratikte mümkün değildir. EXW kullanan ihracatçılar bu nedenle gümrük beyannamesini kendi adına yapmak zorunda kalır; bu durumda sözleşmede EXW yazsa da operasyon fiilen FCA'ya dönüşür. Doğru olan, FCA kullanmaktır.

DDP'nin tersi durumu karşı uçta yaratır. DDP'de satıcı, alıcı ülkesindeki ithalat gümrük beyannamesini düzenlemek, gümrük vergisini ve KDV'yi ödemek zorundadır. Türk satıcısı Almanya'daki ithalat süreciyle uğraşamayacağı için ya bir Alman gümrük müşaviri tutması ya da AB'de bir mali temsilcisi olması gerekir. Bu yapılmazsa DDP yükümlülüğü fiilen yerine getirilemez. Sevkiyat varış noktasında ithalat sürecinde takılır, alıcı bekler, gecikme tazminatı gündeme gelir.

DDP, yerel mali temsilciye sahip büyük ihracatçılar veya distribütörlük yapısı kurmuş şirketler için anlamlıdır. KOBİ ihracatçısı için DDP, riskli ve genellikle uygunsuz bir tercihtir. Alıcı DDP talep ederse, gerçek maliyet hesaplanmadan sözleşme kapatılmamalıdır.

Türk Gümrük Mevzuatının Vergi Matrahı Özelliği

Türk ihracatçısı için bilinmesi gereken kritik bir ulusal nüans vardır. İthalat işlemlerinde Türk gümrük mevzuatı, vergi matrahını CIF değeri üzerinden hesaplar. Bu, satış DAP veya DDP olarak yapılsa bile, gümrük vergisi, ÖTV ve KDV hesabının CIF eşdeğeri bir bedele oturtulduğu anlamına gelir. Türkiye'ye ithalat yapan tarafın, sözleşme hangi Incoterm üzerinden yapılırsa yapılsın, gümrük matrahını CIF formülüyle hesaplaması gerekir.

Bu durum, ihracatçı ile alıcı arasında fiyat müzakeresi yaparken dikkate alınmalıdır. EXW veya FCA üzerinden satış yapılırken alıcı kendi tarafında CIF matrahını yeniden oluşturmak zorundadır; navlun ve sigorta bedellerini hesaba katarak gümrük matrahını saptayacaktır. Yanlış matrah beyanı, gümrük tarafından düzeltme talebine ve gecikme cezasına neden olabilir.

Akreditif ve FCA Konşimento Yeniliği

Akreditifli ödeme süreçlerinde Incoterms seçimi bankacılık tarafıyla doğrudan ilişkilidir. Akreditif şartları arasında "on board konşimento ibrazı" yer alıyorsa, satıcı bu belgeyi temin etmek zorundadır. Geleneksel olarak bu, FOB veya CFR/CIF gibi denizyolu kurallarıyla sağlanırdı; çünkü bu kurallarda satıcı gemiye yüklemeyi düzenler ve konşimentoya erişimi vardır.

FCA kullanımında ise sorun şuydu: taşıma sözleşmesini alıcı yapıyor, konşimento alıcının taşıyıcısından alıcıya çıkıyor, satıcı "on board B/L" ibraz edemiyordu. Incoterms 2020, bu boşluğu kapattı. Yeni düzenlemeyle, alıcının taşıyıcıyı satıcıya "on board" konşimento düzenlemesi için yönlendirebileceği bir mekanizma getirildi. Bu, akreditifli FCA sevkiyatlarını fiilen mümkün kıldı.

Pratik anlam: konteyner sevkiyatlarında FCA önerilirken akreditif şartı engel oluyordu, artık bu engel kalktı. Türk ihracatçısı, akreditifli işlemlerinde FCA tercihini daha rahat kullanabilir.

Sahada Sık Yapılan Hatalar

Sözleşmede Incoterms yılının belirtilmemesi temel hatalardandır. "FOB İstanbul" ifadesi sözleşmede yer aldığında, Incoterms 2010 mu 2020 mi sürümünden bahsedildiği belirsizdir. CIF için bu fark sigorta kapsamında değişikliğe yol açmaz, ancak DPU/DAT karışıklığı yaratabilir. Doğru ifade "FCA İzmir Limanı, Incoterms 2020" formatındadır.

Teslim yerinin yeterince spesifik tanımlanmaması ikinci yaygın hatadır. "FCA Türkiye" ifadesi anlamsızdır; FCA için satıcı tesisinin tam adresi veya teslim edilecek terminal belirtilmelidir. "FOB İstanbul" ise hangi limanda olduğu (Ambarlı mı Haydarpaşa mı) belirsiz kaldığında operasyonel çelişki yaratır.

Sigorta varsayımının yapılması üçüncü hatadır. CFR ve CPT kurallarında sigorta zorunluluğu yoktur; alıcılar bunu zaman zaman atlayıp riski bilinçsizce taşır. Sözleşme yazımında her zaman sigorta tarafının netleştirilmesi gerekir, ister Incoterm tarafından zorunlu kılınsın ister kılınmasın.

İncotermin operasyon ortağı olmadığı düşüncesi dördüncü hatadır. Forwarder, gümrük müşaviri ve sigortacı seçimi, seçilen Incoterm ile uyumlu olmalıdır. Örneğin DDP altında satış yapan bir ihracatçı, alıcı ülkesinde gümrük temsilcisi bulundurmadan operasyonu yürütemez.

Korveon Incoterm Karşılaştırıcısının Operasyonel Konumu

Sözleşme öncesi karar verilen Incoterm tercihinin, gerçek maliyet üzerindeki etkisini önceden hesaplamak operasyonel bir disiplindir. Mal bedeli, navlun, çıkış ve varış elleçleme, sigorta, gümrük vergileri, KDV, yerel teslim — bu kalemlerin her birinin Incoterm seçimine göre satıcı veya alıcı tarafına yüklenmesi, nihai maliyeti doğrudan etkiler.

Havayolu modu — FSC ve SSC yüzdesi, mod özelindeki maliyet kalemleri

Korveon Incoterm Karşılaştırıcısı, kullanıcının operasyon verilerini girmesiyle on bir kuralın hepsini paralel olarak hesaplar. Sekiz aşamalı lojistik zinciri görselinde her aşamada hangi tarafın sorumlu olduğu işaretlenir; risk transferi ve maliyet transferi noktaları ayrı gösterilir. Üç taşıma modu (deniz, kara, hava) için ayrı maliyet kalemleri sunulur: denizyolunda gemiye yükleme (FOB/CFR/CIF özelinde ayrı kalem), karayolunda CMR sigortası, havayolunda FSC ve SSC yüzdesi gibi mod özelindeki maliyetler doğru kuralın altında hesaplanır.

Modül, ICC 2020 önerilerini ekrana yansıtır: konteyner taşımacılığında FCA/CIP tercihi, CIF altında ICC(C) asgari kapsam uyarısı, CIP altında ICC(A) maksimum kapsam zorunluluğu, EXW ve DDP'nin KOBİ için risk taşıyan boyutları. Üç para biriminde paralel görüntüleme sağlar; TCMB günlük kurundan dönüşüm otomatik uygulanır.

Modülün yeri açıktır: sözleşme yazımı veya akreditif düzenlemesi yerine geçmez; bunlar hukuki tarafı taşır. Modül, sözleşme öncesinde hangi Incoterm tercihinin gerçek maliyet ve risk dağılımı açısından operasyona uygun olduğunu hesaplamak için bir karar destek aracıdır. Maliyet ve risk dağılımı görsel olarak hesaba katıldığında, müzakere masasında daha kontrollü bir pozisyon mümkündür.

Teslim şartı seçimi, dış ticaret operasyonunun başlangıç noktasındaki en bağlayıcı tercihtir. Doğru kuralın seçilmesi sevkiyat akışını, mali yükümlülüklerin dağılımını ve hukuki sorumluluğu doğrudan belirler. Bu kararın veri destekli alınması, hem ticari müzakereyi güçlendirir hem de sevkiyat sonrası sürpriz maliyetlerin önüne geçer.

Korveon

Bugün başlayın

TR İthalat, AB TARIC, ABD HTS ve daha fazlası tek arayüzde. Hesap oluşturun, paketleri ve fiyatları içeride inceleyin.

Hesap oluştur